|
İlçemiz Merkez ve Köylerinde meyve vermeyen toplam 290.000 adet kayısı, 9.500 adet ceviz, 2.000 adet elma ve 5.200 adet armut ağacı bulunmaktadır. Meyve ve bağ alanları toplam 81.300 dekar,toplam tarım alanlarının (338.030 da.) %24‘nü oluşturmaktadır. Toplam tarım alanının %75.6 sını (255.600 da. ) tarla alanı ve % 0.33 sini (1.130 da.) sebze alanını oluşturmaktadır. İlçemiz merkez ve köylerinde meyve üretimi bakımından kayısı birinci sırayı almakta ve en önemli gelir kaynağını teşkil etmektedir. Kayısıcılıkla ilgili son beş yılın istatistik bilgileri aşağıya çıkarılmıştır. Meyve Türü : Ürün veren Ağ. Adedi : Üretim(Ton) : Verim Kg/Ağaç) : Kayısı (2001) 550.000 24.750 45 Kayısı (2002) 590.000 16.250 28 Kayısı (2001) 625.000 21.875 35 Kayısı (2004) 675.000 8.100 12 Kayısı (2005) 705.000 45.825 65
İlçemiz kayısı üretimindeki verim düşüklüğünün en önemli sebebi çiçek ve körpe çağla döneminde meydana gelen ilkbahar geç donlarıdır. Ayrıca İlkbahar mevsiminde havaların yağışlı geçmesinden dolayı çiçek monilyası hastalığı büyük hasar vermektedir. 2003 Yılında İlçemiz Güzelyurt Beldesinde 1 adet örnek kükürtleme odası yapılmıştır. Hekimhan ilçemizde üretilen ürünlerin bazı ürünlerin 2005 yılı itibariyle il bazında % oranları aşağıda belirtildiği şekildedir.
3 - ) ÇİFTÇİLERİN TARIMSAL ÜRÜNLER MEYVE VE TAHIL ÜRETİME BAZINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR a-) KAYISI : Bugün kayısı yetiştiriciliğinde ülkemizin iki temel sorunu vardır. I. ilkbahar geç donlarının neden olduğu ürün kayıplarıdır. Çiçek veya küçük meyve dönemine rastlayan ilkbahar geç donları, diğer meyve türlerine göre daha erken çiçek açıp gelişmeye başlayan kayısı ağaçlarında önemli zararlar vermektedir. Bazı yıllar, kayısı rekoltesini ilkbahar geç donları tayin etmektedir. II. Özellikle ilkbahar geç donlarının zarar vermediği yıllarda ürünün bol olmasına bağlı olarak pazarlamada yaşanan sıkıntılardır. Kuru kayısı rekoltesinin yüksek olduğu yıllar bir kilogram kuru kayısının ihraç fiyatı üç dolardan bir dolara kadar düşmektedir. Türkiye dünya kuru kayısı üretimi ve ve ihracatında birinci sırada yer almasına karşılık yaş kayısı ihracatı oldukça düşük olup yıllık 3-5 bin ton arasında arasın da değişmektedir. Kayısı yetiştiriciliğinde; bahçe tesisinde fidan döneminde taçlandırmanın yüksekten yapılması,kayısı ağacına verilecek kimyasal gübre miktarı ve ağaca verilme şeklinin yanlış uygulanması,kimyasal ilaç dozlarının yanlış hazırlanması ve uygulamanın zamanında yapılmaması, sulama zamanı , sulama aralıkları ve verim budaması konularında uygulama eksikliği görülmüştür. Ayrıca ilçemizde kayısı pazarlamacılığı konusunda bir çiftçi birliği oluşumu bulunmaması önemli bir eksikliktir. Kayısıda yaşanan sorunlar şu şekildedir. a) %54 Pazar, b) %19 aşırı kükürt, c) %14 ilkbahar geç donları, d) %13 hastalık ve zararlılar şeklinde olmaktadır. Bugün ve gelecekte kayısının en büyük sorunu pazarlama da yaşanan sorunlar ve gelecekte yeni pazarların bulunamamasıdır. Üretimde yaşanan sorunlar ilkbahar geç donları ve bazı yıllar önemli kayıplara yol açan hastalık ve zararlılardır. Kaysının son yıllarda ekonomik değerinin düşük olmasından dolayı İlçemizde de alternatif tarım ürünlerine yönelim olmuştur ve bu ürünlerin başında da Hekimhan cinsi ceviz gelmektedir. Fakat İlçemizde ceviz fidancılığı yapılmadığından aşılı ceviz fidanları dikilmemektedir tohumdan yetiştirilen yerli çeşitlerin kullanılması,gerekli zirai mücadelenin yapılmaması nedeniyle antraknoz hastalığından dolayı verim düşüklüğü olmaktadır. İlçemiz için Hekimhan cinsi kaliteli ağaçlarda alınacak kalemlerle yapılacak aşılamalar sonucu elde edilecek fidanlarla yapılabilecek ceviz üretimi hem çok yüksek verimli olacak hemde ulusal piyasada çok iyi tanınan bu çeşit meyvenin pazarlama problemi olmayıp yüksek bir gelir kaynağı olacaktır. Bunun için Devlet fidanlıkları, özel fidanlıkların veya ilçemiz çiftçilerinin aşılı Hekimhan cinsi ceviz fidanı yetiştirmeleri gerekmektedir. b-) ARMUT : İlçemiz genelinde armutların büyük kısmı düşük verimli yerel çeşitlerdir. Armut ağaçlarından ateş yanıklığı hastalığı verim düşüklüğünün en önemli nedenidir. c-) BAĞCILIK : Bağlarda teknik bir yetiştiricilikten ziyade geleneksel üretim usulleri etkili olmaktadır. Kimyasal üretime gerekli önem verilmemektedir. Pazar imkanı ilçe dahilinde sınırlıdır. Belirtilen bu sebeplerden dolayı verim olumsuz yönde etkilenmektedir. Yine ilçemiz alternatif tarım yönetimi olarak yüksek terbiye sistemli bağcılık geliştirmelidir. d-) TAHIL ÜRETİMİ : Buğday ve arpa üretiminde gübreleme ve toprak işleme yeterince bilinçli yapılmamaktadır. Nohut üretiminde yerel çeşitler kullanılmakta, yerel çeşitlerin antraknoz hastalığına dayanıksız olduğundan dolayı ekim döneminden sonra yağışlı geçen yıllarda verim kaybı olmaktadır. e-) NOHUT : Nohut da ilçemizde yetiştirilen bir tarla ürünü olup, yıllardır aynı tohumlu kullanıldığı için verim düşüklüğü meydana gelmiştir. Nohutta hibrit tohum kullanılarak ve gerekli zirai mücadele yapılarak verim artışı sağlanabilir. Müdürlüğümüz tarafından 2005 yılı ilkbahar da çiftçilerimize ekimini sağlamak için hibrit tohumluk temin edilerek ekimi sağlanmıştır. İlçemizde sulama suyu kaynaklarının çok sınırlı olup, sulanabilen alanlarda kayısı yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu sebeple kayısıcılığın dışındaki sulu tarım çok az yapılmaktadır. Yukarda sıralanan tüm problemlerin çözümü amacıyla Tarım İlçe Müdürlüğümüz imkanları dahilinde çiftçilerimize yönelik her türlü eğitim ve yayım çalışmaları yapılmakta olup, kayısıda kükürt oranının %0.2 nin altına düşürülmesi amacıyla 2004 ve 2005 yılları hasat mevsiminde çiftçilerle birebir ilgilenmek üzere 2 adet kükürtleme danışmanı ilçemiz ve köylerinde görevlendirilmiş olup, gerekli yayım çalışmalarını yapmışlardır. 4- ) Kayısıda Pazarlamayla ilgili sorunlar ve çözüm önerileri Pazarlamaya ilişkin sorunları taze ve kuru kayısı olmak üzere iki aşamada ele almak gerekmektedir. Bu amaçla taze ve kuru kayısıda ortaya çıkan pazarlama sorunları incelenmiş ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri aşağıda belirtilmiştir. 1) Üretilen kayısının kurutmalık çeşitler olması (Hacıhaliloğlu, kabaaşı vb) ve pazara götürülen kayısıların sadece (l.sınıf) olanlarının satılması ve bozulma riski nedeniyle taze kayısı satışını pek tercih etmemektedir. 2) Üretilen taze kayısının kaliteli olanlarının satılması ve geriye kalanların kurutularak değerlendirilmesi durumunda, kalitesiz kuru kayısı üretiminin söz konusu olduğunu, bu sebeple, pazarlamada önemli sorunlarla karşılaştıkları bilinmektedir. Bu durum ise, işletmelerin pazarı ve getirisi daha fazla olan kuru kayısı üretimi yapmalarına yol açmıştır. Nitekim, yeni tesis edilen kayısı bahçelerinde, pazarın bu yönü ve “ Ne satılacaksa o üretilir” prensibi dikkate alınarak, kurutmalık çeşitlerin yetiştirilmesine ağırlık verilmektedir. 3) Soğuk hava depolarının bulunmaması nedeniyle, taze kayısının muhafazasının mümkün olmadığı bilinmektedir. Bu durum ise, taze kayısı satışından caydıran önemli bir etken olmaktadır. 4) Taze kayısı taşıma masraflarının yüksek olmasıdır. Verimi yüksek, iri meyveli ve dayanıklı olan çok kaliteli taze kayısı çeşitleri (Hasanbey vb) yetiştirilmektedir. Mevcut olan bu potansiyel iyi değerlendirildiği takdirde, taze kayısı içinde bir Pazar ortamı yaratmak mümkündür. 5) Taze kayısı işleme tesislerinin kurulması ile taze kayısı için bir talep yaratılacaktır ve kuru kayısıda yaşanan pazarlama sorunları giderilecektir. Bu amaçla, taze kayısı işleme tesislerinin kurulması yönünde teşvikler verilmelidir. 6) İşletmelerin taze kayısı pazarlamasında karşılaştığı sorunlardan birisi ise ambalajlamadır. Ancak, ambalajlama yapılmasa bile, meyve hasatının çok özenle yapılması (özellikle hasadın elle yapılması) ve kayısıların yerleştirildiği kapların düzgün olması önemli bir husustur. 7) Taze kayısıda ortaya çıkan pazarlama sorunlarının çözüme ise reklamladır. Kuru kayısı pazarlamasında önemli olarak görülen diğer sorunlar ise, a) Pazar bulma zorluğu, b) tüccarlar arasında rekabetin olmaması yada piyasanın çok az sayıdaki tüccar tarafından yönlendirilmesi, c) ihracatın az olması, d) kuru kayısı satışında alıcıların ödeme şekli ve zamanına uymaması, ödeme şeklinin genellikle peşin olmaması, e) kuru kayısı ihracatçılarının ihracatta fiyatı düşürmeleri ve bu durumun üreticiye yansımaması, f) düşük fiyatla alım yapmak amacıyla, kalite dikkate alınmadan üreticinin ürününe fiyat verilmesi.
SERACILIK : Hekimhan ilçemizde şimdiye kadar 7 adet sera kurulmuş olup, bu seralardan sadece sarıkız köyünde bulunan sera faal durumdadır. Diğer seralar ise hava şartlarından dolayı ve 5- ) HAYVANCILIK DURUMU : İlçemizde çevresel şartlar kültür ırkı hayvan yetiştiriciliği açısından yeterince uygun olmadığından gerek küçük baş ve gerekse büyük baş hayvan yetiştiriciliğinde daha çok melez ve yerli ırk yetiştirilmektedir. Müdürlüğümüz tarafından yüksek verimli kültür ırklarının çoğaltılması amacıyla suni tohumlama çalışmaları devam etmekte; İlçemizde besiciliği geliştirmek amacıyla Hekimhan Tarım Kalkınma Kooperatifi ile İl Müdürlüğümüzün ortak çalışmaları neticesinde 50 adet çiftçimize 2 dönem halinde toplam 1000 adet sığır 2005 yılı içerisinde getirilmiştir.
Hayvanın Cinsi : Yerli Irk : Kültür ırk : Melez : Büyükbaş 1.770 3.050 2.045 Küçükbaş 13.270 2.950 - 2005 Yılında ilkbaharda 4400 Büyük ve küçük baş hayvana şap aşılaması yapılırken, sonbaharda 1640 adet Büyükbaş ve küçükbaş hayvana şap aşılaması yapılırken Temmuz – Ağustos aylarında 3500 adet koyuna antrax şarbon aşısı yapılmıştır. İlçe merkezi ve ilçeye bağlı köylerde Tarımsal faaliyetler bitkisel ve hayvansal üretim olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Genellikle bitkisel üretim yapan çiftçilerimiz kayısı ve ceviz yetiştiriciliği yapmakta olup, son yıllarda kayısı fiyatlarındaki gerileme ve ilçedeki çiftçilerin tarım arazilerini bilinçsiz değerlendirmesi , kayısının haricindeki üretimin olmaması ve bunun yanı sıra ceviz armut ve diğer meyvelerde üretimde azalmalar meydana gelmiştir. İlçemizdeki hayvansal üretim faaliyetleri ise genellikle ev ihtiyacını karşılayacak kadar büyük baş yetiştiriciliği ve bazı köylerimizde hızla azalan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinden ileri gitmemiştir. Son zamanlarda kayısının değer kaybetmesi insanlarımızın geçim kaynağı olarak hayvancılığa yönelmesine neden olmuştur. İlçemizin 49 köyünde çiftçilik yapan köylülerimizin meyvecilik ve diğer tarım faaliyetleri dışında geçim kaynaklarından biride hayvancılıktır.İlçemiz zengin mera , çayır ve otlaklara sahiptir. Büyükbaş sığır yetiştiriciliğinde yerli ırklar ağırlıklı olmakla birlikte kültür melezi ırklar ve kültür ırklar da mevcuttur. Tarım arazilerinin kısıtlı olan köylerimiz hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. Rakım olarak yüksek olan bu köylerimiz daha çok yerli hayvanlar kullanılmaktadır. Bu hayvanlar kışın karlı mevsimleri (3 –4 ay) hariç yılın büyük bir bölümü dışarıda otlatılarak beslenmektedirler.Bu köylere örnek olarak Karapınar, Taşoluk, Akmağra,Basak, Aşağısız, Yukarısaz, Dikili, Çimenlik,Delihasanyurdu,Yukarı Selimli, köyleri sayılabilir. Bahçe ve tarla bakımından diğer köylere göre daha çok toprağa ve imkanlara sahip olan yerleşim yerlerinde ise daha çok kültür ırkları ve melezleri hayvanlar birer adet yetiştirmektedirler.Bu tür hayvancılık yapan çiftçilerimize örnek olarak Güzelyurt Kocaözü Hasançelebi belde belediyeler ininde yaşayan vatandaşlarımızı sayabiliriz. Yerli ırklardan laktasyonda(bir sağım döneminde 300-3005 gün) 1000-1500kg süt elde edilmektedir. Kültür ırklarında Montofon ve Simental ırkları süt ve besi yönü gelişmiş olduğundan kombine verimli hayvanlar olup Laktasyonda süt verimi 4000-5000kg civarındadır. Holştayın ırkı da süt verim yönü gelişen kültür ırkı olup laktasyonda süt verimi 8000-9000kg civarındadır. İlçemiz genelinde büyük küçüklü 1900 adet işletme bulunmaktadır.Hayvancılık yapan 5900 adet Büyükbaş sığır bulunmakta olup bunun 900 adeti Kültür ırkı, 2500 adeti Kültür Melezi ,2500 adeti Yerli ırklardan oluşmaktadır. 12300 adet koyun 2700 adet kıl keçisi bulunmaktadır. Küçük baş hayvancılıkta ise ak karaman ırkın koyunları ve kıl keçisi yetiştiriciliği yapılmaktadır.2005 yılı haziran ayında ilçemiz İpek yolu belediyesi Akpınar beldesinde 75 adet Saanen keçi yetiştiriciliği projesi özel idare destekli %50 vatandaş iş birliği dahili girişimler sonucu Saanen keçisi getirilmiş olup bölgeye adaptasyonu sağlanmıştır. 5- a)HAYVANCILIĞIN GELİŞMESİNDEKİ SORUNLAR: İlçemizde hayvancılığın gelişmesi için aşağıdaki sorunların giderilmesi gerekmektedir. 1- Hayvan Islahı Çalışmaları:
Hayvan ıslah çalışmalarının en etkili yöntemi verimli SUNİ TOHUMLAMA hizmetidir. Suni tohumlamanın bir çok faydası vardır. Verimli ve bölgeye uyum sağlayan kültür ırkı hayvanlar elde edilmektedir. Bunun dışında tabi tohumlama boğaları ile yapılan tohumlamalarda Genital yollarla geçen birçok hastalıklar (Brucella v.b.) görülmektedir. Hayvan ıslahı çalışmalarının yetersiz kalması çiftçilerimizi yerli ırk boğalarla bilinçsiz bir şekilde kültür ırklarıyla birleştirerek bu ırkların bozulmasına sebep olmuştur. Bu sebeplerden dolayı büyük başlarda yeterli ilerlemeler sağlanamamıştır. İlçe Tarım Müdürlüğümüz tarafından 2004 yılında atılan 164 adet Suni Tohumlamadan 125 adet Kültür ırkı buzağı elde edilmiştir. 2005 yılı Mayıs ayına kadar Tarım İlçe Müdürlüğümüz ağırlıklı olarak Suni tohumlama hizmetleri yapılıyordu. Ülkemizde suni tohumlama işlemlerinin özel veteriner hekimlerine devredilmesinden sonra ilçemizde de (Mayıs 2005) bu işi özel veteriner hekimler almışlardır. Fakat vatandaşlarımızın birçok defalar tohum attırmalarına rağmen hayvanlarının kısır kaldığını ve yeterli verim elde edemediklerini bunun sonucunda da boğalar götürmek zorunda kaldıklarını bildirmişlerdir.
ÇÖZÜMÜ : İlçemizde Suni Tohumlama Çalışmalarını artırmak kültür ırkı yüksek verimli bölgeye uyum sağlayan buzağılar elde etmektir.
2-Yeterli miktarda Kaba yem ve kaliteli Kesif yem Üretiminin Sağlanması: Çiftçilerimizin hayvanlarına yedirebilecek kaliteli yem bitkilerini üretmesi gerekmektedir. İlçemiz dışından gelen Yem Sanayi tarafından düşük kalitede üretilen kesif yemlerin (Besi,Süt yemleri) elinden kurtarmak için kalitesi yüksek kaba yem ve kesif yem bitkilerini üretebilmek bölge hayvancılığının hizmetine sunmak.
Bunun sebeplerine yeteri miktarda toprakların bilinçsiz kullanımı ve sulanabilir arazinin azlığıdır..
ÇÖZÜMÜ : Kaliteli kaba yem bitkisi olan Yonca fiğ korunga gibi yem bitkilerin daha da ekimini artırarak Tarım bakanlığı tarafından desteklenerek ve teşvikli üretimi yapılacaktır. Mera ve çayırların daha iyi bir şekilde ıslah edilmesi gerekmektedir. Erken dönemde otlatmalar önlenerek meraların zarar görmesine engellenecektir.
3-Hayvan Barınakları: İlçemiz çiftçilerinin hayvan barınakları eski tip köy ahırlarıdır. Yeni tip modern ahırlar daha çok Kooperatifin ahırlarında yapılmıştır.Yeni yapılan ahırların asma çatı sistemli üst ve yanlardan Havalandırma sistemli beton altlıklar ve tahliye kanalları bulunan işletmelerdir. ÇÖZÜMÜ : Yeni kurulan işletmelere Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinden hazır 10’ar başlıklı 20 ‘şer başlıklı ahır tip ve projeler alınıp uygun işletme binaları yapılması sağlanmalıdır.
4-Hayvansal Ürünlerin pazarlamasındaki Sorunlar: Süt Pazarlamadaki Aksaklıklar: İlçemizde Süt Toplama Birliğinin olmayışı İlçemiz açısından bir noksanlıktır. Birkaç İneği olan çiftçilerimizin günlük süt üretimini yapmakta fakat toplayan bir birliğin olmayışı Rantabl havancılığın yapılmamasına neden olmaktadır. Günlük evinin ihtiyacı dışındaki sütü değerlendirememek veya paraya çevirememek işletmelerin verimliliğini olumsuz etkilemektedir. Ama günlük süt toplamayan bir işletmenin varlığı ilçe süt inekçiliğini 3-4 kat artıracağı kanaatindeyim.
ÇÖZÜMÜ : Devlet veya Özel sektör eliyle Süt Toplama Birlikleri Kurulması ve işletilmesi sağlanmalıdır. Besi Sığırcılığındaki Aksaklıklar : Hekimhan Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin 50 adet üyesi den ibaret olan ve her ahıra 10’ar baş olmak üzere toplam 500 baş besi danası kapasitelidir. Besi başlangıcında yeterli hayvanın bölgemizde bulunmaması dışarıdan temini yoluna gidilmiştir. Dışarıdan getirmede Hayvanların ulaşım ve soğuk mevsimde yolculuk esnasında olumsuzluklara neden olup hastalanmaya sebep olmuştur. Besi işletmelerinin yem teminindeki parasal sıkıntılar yüzünden merada yaydırmaları sonucu istenilen verimi alamamalarına sebep olmuştur. İlçemiz köylerinde ekstansif (merada yaydırılarak) besicilik yapılmaktadır. Bunlar piyasadan toplamış oldukları melez hayvanları yaz mevsiminde yayarak(5-6 ay) daha sonrada yeterli boya eriştikten sonra yoğun ahır besisine alarak sonuca ulaşmaktadırlar. Ayrıca besi hayvanlarının besi sonunda güvenilir tüccarlara pazarlamada ayrıca bir sorundur. Geçmiş yıllardaki kilo başına et teşviki vatandaşımızın üretimi artırma yönünden olumlu sonuçlar vermiştir. 6) – ARICILIK DURUMU : İlçemiz genelindeki mevcut bitki florası arıcılık açısından uygunluğuna rağmen arıcılık yeterli düzeye gelebilmiş değildir. Bunun sebepleri arasında arıcılığın çok hassasiyet ve teknik bilgi gerektirmesi, gezginci arıcılık yapılmaması,arıların başta varova paraziti olmak üzere diğer hastalıklara karşı aşırı hassasiyeti ve gerekli mücadelelerin zamanında yapılmaması arıcılığı sınırlayan faktörler arasındadır. İlçemiz genelindeki arıcıların; fenni kovanla arıcılık yapmalarına rağmen, kovan başına alınan bal miktarının (15 kg/kovan ) çok düşük olması yukarıdaki sebeplerden dolayıdır. Müdürlüğümüze bağlı elamanlar tarafından yukarıda belirtilen problemleri çözüme yönelik olarak, her türlü eğitim ve yayım çalışmaları ve mahallinde arı kontrolleri yapılmaktadır.
İlçemiz dahilindeki kovan sayısı,çeşidi ve kovan başına bal üretimi aşağıya çıkarılmıştır. Kovan çeşidi Adedi : Bal üretimi(kg) : Verim Kg/Kovan : Fenni kovan 9.670 145.050 15 Adi kovan 400 2.000 5
7-) YEM BİTKİLERİ PROJESİ ÇALIŞMALARI : 24/3/2005 tarihli ve 25765 sayılı resmi gazetede yayımlanan Yem bitkilerinin desteklenmesi kapsamında ilçemiz merkez ve köylerinde 31 çiftçiye Yem bitkileri projesi yapılarak 20 çiftçimiz toplam 621,450 dekar adi fiğ ekimi, 8 Çiftçimiz 178,240dekar Silajlık Mısır ekimi ve 3 çiftçimiz 24,509 dekar yonca ekimi yaptırılarak proje kapsamında 35.250,60 YTL nin çiftçilere ödenmesi için Ziraat bankasına ödemeleri yazılmıştır. 8-) – ÇİFTÇİ EĞİTİM ŞUBESİ : Müdürlüğümüz tarafından 2005 yılı içerisinde çiftçi eğitim şubesi tarafından yaplan çalışmalar aşağıya çıkarılmıştır. ÇİFTÇİ TOPLANTILARI Konusu : Yapılan toplantı sayısı : Katılan çiftçi Arılarda İlkbahar bakımı 1 55 Silajlık Mısır Yetiştiriciliğin Öğretilmesi 3 47 Ceviz Antraknozu hastalığı ile Mücadele 4 45 Elma İç Kurdu Zararlısı ile Mücadele 2 25 Kayısıda Kükürtleme Tek.Dikkat edilecek husus. 4 72 Arılarda Sonb.bak ve kovanlarının kışa hazırlanması 2 40 Kayısı Ağaçlarında Sonb. Mücadelesi 3 45
Demastrasyon Uygulamaları : Nohut Demastrosyon çalışması yapılmaktadır. İlçemizde Kurşunlu beldesinde Güçlü köyünde Cemal BERKTAŞ tarafından yapılmaktadır. Konusu : Köy sayısı : Çiftçi sayısı : Yap.
Kayısı ağaçlarında İlkbahar Mücadelesi ve Bordo bulamacının hazırlanması 4 14 16 Bağlarda budama tekniği 4 14 18 (Omca) Kayısı Ağç. Sonbahar ilaçlama tekniği 4 14 14
Tarla Günlerine ait Uygulamalar: Köy sayısı : Çiftçi sayısı : Seralarda kurulan damla sulama sistemi ve Sulama sisteminin öneminin anlatılması 2 10 Bağlarda Budama Tekniği 4 12 Kayısıda Sonbahar İlaçlama Tekniği 4 14
9-) HAYVAN SAĞLIĞI : 2005 yılında 164 baş ineğe sun’i tohumlama yapılmış bunlardan 125 adet kültür ırkı buzağı elde edilmiştir. 3600 adet büyükbaş, küçükbaş ve tek tırnaklı hayvana şarbon aşılaması yapılmıştır. 5.000 adet büyükbaş ve küçükbaş hayvana Şap aşılaması, 400 büyükbaş ve küçükbaş hayvana Burucella aşılaması, köpeklere kuduz aşısı kampanyası düzenlenerek 80 adet köpeğe kuduz ve karma aşılaması yapılmıştır.2.000 adet kanatlıya Newcastle aşılaması, 17.500 adet büyük ve küçükbaş hayvanda sağlık taraması yapılarak çeşitli hastalıklara karşı aşılandı. 2005 Yılı itibariyle 2 adet Hastalık çıkışı olmuştur. Yukarı Selimli Köyünde Elmalı mezrasında koyun brucella hastalığı çıkmış alınan idari ve fenni tedbirler sonucu söndürülmüştür. İlçemiz Yukarısaz köyünde şap hastalığı çıkmış olup alınan idari ve fenni tedbirler sonucunda söndürülmüştür. 10- )BİTKİ KORUMA ŞUBESİ : Müdürlüğümüz tarafından İlçemizde faaliyet gösteren Zirai İlaç bayilerinin kontrolleri yapılarak tarihi geçmiş bozuk zirai ilaçların satışı önlenmektedir. 2005 yılında yapılan mücadele çalışmaları aşağıya çıkarılmıştır. Yapılan Mücadelenin Adı : Mücadelenin yapıldığı (Ton-Ağç-da): Sürme 1000 Ton Nohut Antraknozu 20 “ Nohut yaprak Sineği 100 da. Nohut Mercimek yeşil kurdu 300 “ Kayısıda Monilya 400.000 Ağç. Kayısıda Yaprakdelen 400.000 “ Meyvede Çinko Noksanlığı 150 “ Meyvede Kloroz 1.000 “ Kahverengi Kabuklu Bit 5.000 “ Meyve Ağ Kurdu 4.500 “ Kayısıda Tomurcuk Tırtılı 300 Ağaç Elma İç Kurdu 500 “ Meyve Hortumlu Böceği 500 “ Meyve Ağacı Yaprak Biti 7.500 “ Meyve ağacı akarları 3.500 “ Bağ küllemesi 200 Da. Patates Böceği 200 “ Sebzede Yaprak Biti 150 “ Sebze ve Bostanda Danaburnu 150 “ Sebze ve Bostanda Bokurt 150 “ Tarla Faresi 1000 “ Kör Fare 100 “ Hububatta Yabancı Ot 600 Da. Tarla Sincabı 2000 “ Yukarıda belirtilen Mücadele çalışmaları yönetimli çiftçi uygulaması ile yapılmıştır.
11 -) DESTEKLEME VE KONTROL ŞUBESİ : İlçemizde faaliyet gösteren Kimyevi Gübre bayilerinin kontrolleri yapılarak ürüne göre gübre verilmesinin yararları konusunda bilgilendirilmektedir. İlçemizde faaliyet gösteren Fırın ve diğer esnafların kontrolleri ilçe müdürlüğümüzde görevli bir Veteriner Hekim ve bir adet Ziraat Mühendisi olmak üzere gıda kontrollerinde görevli 2 elaman tarafından yapılmaktadır. Tarihi geçmiş bozuk malların satışı engellenmekte ve temizlik konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi sağlanmaktadır. 12 -) İLÇE TARIM MÜDÜRLÜĞÜ VE ÖZEL İDARE TARAFINDAN YAPILAN PROJELERKaymakamlık Özel İdare Müdürlüğü ve Tarım İlçe Müdürlüğümüzün ortak çalışmaları ile İlçemizde Süt keçiciliğini geliştirmek amacıyla yavru verimi ve süt verimi yüksek olan Saanen keçi yetiştiriciliği projesi yapılarak Keçi fiyatlarının yarısı Özel İdare Müdürlüğünce ve kalan yarısı Çiftçi tarafından karşılanarak, 2004 yılı içerisinde İlçemiz İpekyolu beldesinde 6 adet Çiftçiye toplam 75 tanesi proje kapsamında damızlık sanen keçisi getirilip dağıtılmıştır.
Tuncay ALTUNOĞLU İlçe Müdürü TARIM VE HAYVANCILIK ÇALIŞMARAPORU1999 yılı ve 2000 yıllarında Finansmanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca karşılanan ve Vakıf-Tarım İlçe Müdürlüğü-Sözleşmeli çiftçi dayanışması ile uygulanan projeler aşağıya çıkartılmıştır. 1 – 1999 yılı içerisinde ayrı ayrı iki defadan olmak üzere çiftçilerimize 52 adet Honstain cinsi süt sığırı dağıtılmıştır. 2 – 2000 yılı içerisinde 110 büyük baş süt sığırcılığı Projesi yapılmış olup, üzere çiftçilerimize 52 adet Honstain cinsi süt sığırı dağıtılmıştır. 3 -2000 yılı içerisinde 3250 adet Ceviz fidanı projesi hazırlanarak 3250 adet Yalova 4, Bilecik ve Şebin cinsi tüplü ceviz fidanı getirtilerek dağıtılarak fidanların dikimleri yaptırılmıştır. 4 -2000 yılı içerisinde 50 adet Sera projesi yapılarak bir tanesi İlçemiz kesiköprü mevkiinde, 1 adeti merkez Taşbaşı mahallesinde, 1 adeti Kocaözü kasabasında ve 2 adedi karaçayır köyünde olmak üzere toplam 5 adet sera kurdurulmuştur. 5 -2001 yılı içerisinde Finansmanı Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma vakfı ve Projeyi uygulayacak Çiftçi tarafından karşılanmak üzere İlçe Müdürlüğümüz ve Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma vakfı ile ortaklaşa Hekimhan Cinsi Ceviz fidanı Üretim projesi hazırlanmıştır. 6 -2001 yılı içerisinde parasal finansmanı Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma vakfı tarafından karşılanmak üzere Müdürlüğümüz ve Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma vakfı ile ortaklaşa 1000 baş koyunculuk projesi hazırlanarak Vakıf tarafından ilgili plasman istenilmiştir. 7- Kaymakamlık Köylere Hizmet Götürme Birliği-Tarım İlçe Müdürlüğü ve Orman İşletme Şefliği ortak çalışması ile İlçe Merkezimizde boş bir hazine alanı tespit edilerek örnek ekonomik değeri olan orman ürünleri ve tarım ürünleri deneme ve teşhir alanı kurulma çalışmarına başlanmış olup burada fidan dikimleri gerçekleştirilmiştir.
Tuncay ALTUNOĞLU İlçe Müdürü
HEKİMHAN’ DA ORGANİK KAYISI YETİŞTİRİCİLİĞİNİN GENEL DURUMU
Çiftçi
Sayısı = ...........10 ORGANİK KAYISI BAHÇELERİNİN KURULMA ESASLARI EKONOMİK FAKTÖRLER
Ekonomik olanların
yetiştiriciliği YENİ BAHÇE TESİSİ
Bahçe tesisinden önce
toprak analizi yapılmalı TOPRAK İŞLEME
Organik kaysı
bahçesinde mevsimlere göre üç değişik zamanda toprak işleme ön
görülmüştür, uygulanan sulama sistemine göre değişiklik gösterebilir. SULAMA
Kayısı ağaçları genel
olarak fazla sudan hoşlanmazlar. Ancak meyvelerin irileştiği ve
olgunlaştığı yaz aylarında sulama gerektirir.
Organik kaysı
yetiştiriciliğinde her parsel için toprak ve yaprak analizi
yaptırılması esastır.
ORGANİK GÜBRENİN
YETERSİZ KALDIĞI DURUMLARDA
İsim
Tanımlama/bileşime ait şartlar/kullanım koşulları ZİRAİ MÜCADELE
Zirai mücadele
konusunda ortaya çıkabilecek sorunların azaltılmasında daha organik
tarım uygulanacak kayısı bahçesinin tesisi aşamasında, öncelikle uygun
toprak ve yer secimi yapılmalı, tur ve çeşit seçiminde yöre şartlarına
uygunluk ve hastalıklara dayanıklı olma esasına riayet edilmeli. uygun
budama ve sekil verme işlemi uygulanmalı, gübreleme, sulama, toprak
işleme en uygun sekide yapılmalı ve böylece bitkiye sağlıkı bir ortam
hazırlanmalı.
Organik kayısı
yetiştirilen bahçelerde ortaya çıkabilecek önemli bazı zararlılarla
mücadelede yapılacak işlem!er çizelge 1'de, kuru kayısı depolarındaki
zararlılarla ilgili olanlar ise çizelge 4'te verilmiştir.
Organik kayısı
yetiştirilen alanlarda ortaya çıkabilecek önemli bazı hastalıklara
karşı zirai mücadele Çizelge2'de verilmiştir.
Çizelge 2. Kayısı
bahçelerinde sorun olan hastalıklar ile bunlara karşı kullanılacak
Hastalığın Adı
Mücadelede Kullanılacak Yöntem ve Maddeler YABANCI OTLARLA MUCADELE
HASAT
Kayısılarda hasat,
çeşide ve tüketim amacına bağlı olarak, taze kayısı ve kurutmalık
kayısı hasadı olmak Üzere iki şekilde yapılır. KURUTMALIK KAYISI HASADI
Kurutmalık kayısılar
meyvedeki kuru madde oranının biraz daha yükselmesi amacıyla
geciktirilir. KAYISILARIN KURUTULMASİ İŞLEMİ Organik kuru kayısının uzun sure muhafaza edilebilmesi için depolama öncesi su muhteviyatının % 13'ün altına düşürülmesi gerekir.
Organik kayısı
kurutulması açıkta ve güneş enerjili kollektörde olmak üzere iki ayrı
yöntemle yapılır. Açıkta kurutma
Kurutma yerlerinin
özellikleri TS 9951'de verilmiştir
Bu kollektörler çelik
konstrüksiyon ve naylon kullanılarak yapılmış. esas yapı içine konan
bir fandan oluşmuştur. Ortadaki tünel içinde kerevetlerin konulması ve
kolay hareketini sağlamak amacıyla çelik bir ray sistemi
bulunmaktadır. DEPOLAMA
Organik kayısıların
konacağı depolar temiz. kuru, mantar ve böceklerden arındırılmalı AMBALAJLAMA
§ Kayısıların
ambalajlanacağı yerler hakkındaki gene! kurallar TS 12175'de
verilmiştir
ETİKETLEME (İŞARETLEME)
§ Kontrol ve/veya
Sertifikasyon Kurulusu tarafından organik olarak onaylanan kayısıların
hasadından itibaren tasıma, isleme ve depolama ambarlarında geçici
olarak da olsa içine konulduğu kapların ve ambalajların üzerinde, her
hangi bir karışmaya meydan verilmemesi bakımından. bir etiket
bulunmalıdır.
EKOLOJİK (ORGANİK,
BİYOLOJİK)
Dünya nüfus artışı ve buna bağlı olarak tarım ürünlerine olan talebin yoğunluğu; son yıllardaki bitkisel üretim gibi hayvansal üretimin de, konvansiyonel hayvancılık da denilen yoğun üretim şeklinde yapılmasına neden olmuştur. Konvansiyonel üretimde birim alandan yüksek miktarda ve ekonomik ürün alınması öncelikli olduğu için; ekolojik denge ve ürün kalitesinde sağlık kriterleri ikinci plana atılmıştır. Bunun sonucu olarak da, günümüzde artık konvansiyonel bitkisel üretim gibi konvaniyonel hayvansal üretimin de çevreye, hayvan ve insan sağlığına zararlı etkileri kendini göstermeye başlamıştır. Konvansiyonel hayvansal üretim işletmelerinde, barınaklardaki hayvan sayısının fazla olmasına bağlı yerleşim sıklığı ile yetersiz kalan işgücü ve dikkatsiz bakım hayvanların daha kolay hastalanmalarına neden olduğu gibi özellikle Tırnak ve Ayak rahatsızlıkları ile Mastitis gibi hayvan yetiştirme ile ilgili bazı hastalıkları da arttırmıştır. Daha fazla ilaç kullanımı ve hayvansal ürünlerde daha fazla ilaç kalıntısı birikimi riski demek olan bu durum ise, bu ürünleri tüketen insanların sağlığını tehdit etmektedir. Ancak, bu üretimde kullanılan yem ve bazı katkı maddeleri daha büyük problemlere neden olmaktadır. Nitekim, konvansiyonel hayvansal üretimin bitkisel kaynaklı yem ihtiyacını karşılayan konvansiyonel bitkisel üretim, gerek erozyona zemin hazırlayarak, gerekse de genetik modifiye edilmiş (GM) tohumları, yoğun kullanılan sentetik kimyasal gübreleri ve tarım ilaçları ile hem ekolojik dengeyi bozmakta, hem de hayvan ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Ayrıca, konvansiyonel hayvansal üretimde ekonomik hayvansal kaynaklı yem olarak yeterince hijyenik hale getirilememiş ve ilaç kalıntıları da içerebilen çeşitli kesimhane yan ürünleri ve kadavra unları kullanılması da bazı sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Örneğin son günlerde devamlı gündemde olan ve sinirsel belirtilerle seyrederek birkaç hafta içinde ölümle sonuçlanan bulaşıcı bir sinir hastalığı Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE) / Deli inek hastalığı veya halk dilinde deli dana hastalığı konvansiyonel hayvansal üretimin getirdiği önemli bir problemdir. İngilizler deli inek hastalığının çıkış nedeninin, 1980'li yılların başlarında ülkelerindeki yem üreticilerinin maliyeti düşürmek için sığır yemlerine dejeneratif bir sinir hastalığı Scrapie 'den ölen koyunların kadavra unlarını katmaları olduğunu, çünkü bu tür yem kullanımının 1988'de yasaklanmasıyla hastalığın azaldığını ileri sürmektedirler. Fakat bu süre içinde veya daha sonraki yıllarda hasta sığır eti yiyen veya hasta sığır kadavra unlarını yem olarak tüketen sığırların etlerini yiyen insanlarda ölümcül dejeneratif bir sinir hastalığı olan Creutzfeldt Jacop (CJ) hastalığının çıkmaya başladığını da bildirmektedirler. Bu konudaki asıl endişeler, hastalığın kuluçka süresinin insanlarda 5 ila 20-30 yıl gibi uzun zaman olması nedeniyle önümüzdeki yıllarda CJ hastalığının AIDS gibi geç tanınan ve geç önlem alınan önemli bir sağlık problemi olabilirliğidir . Konvansiyonel hayvansal üretimde, yemlerde olduğu gibi çeşitli katkı maddelerinin kullanılmaları da önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Örneğin, kanatlılarda ve özellikle etlik piliçlerde gelişmeyi ve yemden yararlanmayı uyarıcı olarak antibiyotik kullanımı konusunda en önemli prensip, insanlarda ve hayvanlarda tedavi (sağıtım) amacıyla kullanılanlardan olmaması veya bunlarla ilişkisi veya etkileşimi bulunmaması iken, zaman zaman söz konusu prensibe uyulmadığı görülmektedir. Nitekim, Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO)'nun yayınladığı bir raporda antibiyotiklerin etlik piliçlerde gelişmeyi ve yemden yararlanmayı uyarıcı olarak hatalı kullanımı sonucu, bir çok mikrobun bağışıklık kazandığı ve bilinçsiz kullanımın devam etmesi durumunda da insanlarda boğaz ve kulak iltihaplarına karşı antibiyotiklerin etkili olamayacağı bildirilmektedir . Bu nedenlerle Avrupa Topluluğu ülkeleri ve ülkemiz antibiyotiklerin, hastalıkların tedavisi dışında gelişmeyi ve yemden yararlanmayı uyarıcı kullanılmalarını yasaklamıştır . Anabolizanlar, yani hormon ve benzeri maddelerin de gelişmeyi uyarıcı olarak kullanılmaları insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Nitekim, sığır besisinde kullanılan sentetik anabolizanlardan stilbenler grubunun insanlarda uygun bünyelerde kansorejen ve gen yapısını bozan etkileri olduğu belirlendiğinden tüm ülkelerde yasaklandığı bilinmektedir Konvansiyonel hayvansal üretimle ilgili tüm bu sorunlar yanında; gelişmiş ülkelerde hayvan haklarına gösterilen ilgi nedeniyle hayvan refahı (welfare) giderek toplumsal düzeyde önem kazanmaktadır. Hayvan refahı, tıpkı insanlardaki gibi hayvanlara da doğal davranışlarını yapabileceği; ekstrem hava koşullarından, stres yaralanma ve hastalıklardan korunabileceği bir ortamın sağlanması ile yeterli beslenme olanaklarının verilmesi anlamına gelmektedir. Tüm bu nedenlerle son yıllarda, konvansiyonel hayvansal üretim alternatifi olarak ekolojik hayvansal üretim önerilmektedir . Bu üretim şeklinde, öncelikle ekolojik bir sürünün oluşturulması, hayvan refahını (welfare) da ekolojik bir yetiştirme ve besleme ile sağlayarak, sağlıklı hayvanlardan sağlıklı ürünler elde edilmesi amaçlanmıştır. 2. EKOLOJİK HAYVANSAL ÜRETİME BAŞLAMA Ekolojik hayvansal üretim yapmak isteyen müteşebbis öncelikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Ekolojik Tarım Komitesi (ETK) tarafından çalışma izni verilen herhangi bir Kontrol ve/veya Sertifikasyon kuruluşuna dilekçe ile başvurur ve işletmesinden elde edeceği ürünlerin ekolojik olarak değerlendirebilmesi için gerekli çalışmanın yapılmasını talep eder. Kontrol kuruluşu müteşebbisten istediği çeşitli bilgi ve belgeler yardımıyla başvurunun ekolojik üretim yapmaya uygun olup olmadığına karar verir ve bunu Ekolojik Tarım Komitesi'ne bildirir. Kontrol kuruluşu ekolojik üretim yapmasını kabul ettiği ve sözleşme yaptığı müteşebbisi Geçiş sürecine alır, bu sürecin sonunda olumlu kanaat edinirse de müteşebbisin Ekolojik ürün etiketi kullanmasına izin verir. Ekolojik hayvansal üretime başlayan işletmelerde hayvanlara kimlik verilmeli, üretim süresince de hayvanların giriş ve çıkışı ile tüm tedavi uygulamaları için detaylı ve muntazam kayıtlar tutulmalıdır. 3. EKOLOJİK SÜRÜNÜN OLUŞTURULMASI 3.1. Ekolojik sürü için hayvan seçimi Ekolojik hayvancılıkta, damızlık veya üretim için çevreye, iklim koşullarına ve hastalıklara dayanıklı hayvanlar seçilmelidir. Bu nedenle, bölgeye adapte olmuş yerli ırklar ve melezleri öncelikle düşünülmelidir. Bu tür bir hayvancılıkta, genetik methodlarla hayvan ıslahına müsaade edilmediğinden ekolojik bir sürü oluşturabilmek için, genetik modifiye edilmiş hayvanlar kullanılamaz. Ekolojik bir sürü oluşturabilmek için, işletmeye dışarıdan yani konvansiyonel işletmelerden getirilecek hayvanlar çeşitli yönetmelikler göre Çizelge 3.1’de verildiği gibi belli bir yaşın altında olmalıdır. Çizelge 3.1. Ekolojik bir sürü oluşturabilmek için konvansiyonel işletmelerden getirilecek hayvanların yaşı,
Büyükbaş ve küçükbaş
hayvanlar (Sığır, koyun ve keçi) Yönetmelik1 1 a) Avrupa Birliği Yönetmeliği,1999 ; b) IFOAM, 2002; c) T.C. Yönetmeliği,2002 * Konvansiyonel işletmelerden getirilecek hayvanların yaşı ile ilgili kısıtlamaların çeşitli nedenleri vardır. Örneğin; buzağı, kuzu ve oğlaklar bağışıklık sistemlerinin güçlenmesi için ağız sütü, rumen gelişimlerini tamamlamaları yani yemlere alışıncaya kadar da, tercihen anne sütü veya süt ikame yemi tükettikten sonra; etlik civcivler, yumurtadan çıktıktan ve vücutlarındaki üç günlük besin madde reservlerini tüketmeden, yani bulundukları işletmelerde konvansiyonel yeme başlamadan önce; yarka işletmelerinden alınacak yumurtacı piliçler ise, cinsel olgunluğa erişerek kılavuz yumurtaların görüldüğü yumurtlama dönemi başlamadan bulundukları işletmelerden alınmalıdırlar (12,17). Ekolojik sürünün büyümesi için ise, konvansiyonel işletmelerden getirilecek hayvanların yaşı ile ilgili bazı istisnalara izin verilir. Örneğin, bu amaçla konvansiyonel çiftliklerden yıllık en fazla % 10 büyükbaş, % 20 küçükbaş yetişkin hayvan sağlık kontrollerinden geçirilerek sürüye katılabilir. Bu oranlar önemli ölçüde büyüme yapılması, tür değişikliğine gidilmesi gibi durumlarda kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşunun onayı ve komitenin izni ile % 40’a kadar arttırılabilir. Ekolojik işletmelerde, sürünün büyümesi çevre kirliliğine yol açmamalı, yani hayvan sayısına bağlı olarak artan gübre miktarı işletmenin kullanılan tarımsal alanında nitrat kirliliğine neden olmamalıdır. Bu nedenle, tarımsal alanda gübre ile yayılan nitrojen (N) miktarı, yılda hektara 170’kg N'u geçmemelidir. [Yılda 170 kg N'e eşdeğer gübre veren hayvan sayıları da; sığırlar için 2-5, koyun ve keçiler için 13.3, et tavukların için 580, yumurta tavukları için de 230'dur]. Bu miktar aşıldığında diğer bir ifadeyle hayvan sayısı arttığında, müteşebbis stokladığı gübreyi başka işletmelerde değerlendirmelidir. Kontrol kuruluşu önemli bir kirlilik söz konusu olduğunda, çevre koruma amacıyla hayvan sayısını azaltabilir . 3.2. Geçiş süreci Geçiş süreci, ekolojik hayvansal üretime başlanmasından ürünün ekolojik olarak kabul edilmesine kadar geçen süredir. Diğer bir ifadeyle, bu süreç, konvansiyonel hayvansal ürünün ekolojik hayvansal ürüne dönüşüm periyodudur ve hayvan türü ile verim yönüne göre Çizelge 3.2’de verildiği gibi değişmektedir. Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu geçiş sürecini kısaltabilir veya uzatabilir ve bu durum gerekli sürenin yarısından fazla olamaz. Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu kısaltma veya uzatma gerekçesini dönem raporunda komiteye bildirir. Çizelge 3.2. Hayvan türü ve verim yönüne göre geçiş süreçleri,
Büyükbaş ve küçükbaş
hayvanlar (Sığır, koyun ve keçi) Yönetmelik1 1 a) Avrupa Birliği Yönetmeliği,1999; b) IFOAM, 2002; c) T.C. Yönetmeliği, 2002
Ekolojik hayvan yetiştirmede, üremenin doğal olması önceliklidir. Suni kızgınlık ve suni tohumlama ise ilgili kontrol organının izniyle yapılır. Embriyo transfer teknikleri uygulanmaz. Ovulasyonun kontrolü için hormon vb. maddelerin kullanımı yasaktır. Ekolojik hayvan yetiştirmede hayvanların refahı için öncelikle iyi bir barınak ve dikkatli bakım koşulları sağlanmalıdır (3,4,5,16). 4.1.Barınak Barınaklar hayvanlara yeterli temiz hava ve gün ışığı sağlayarak, ekstrem hava koşullarından da koruyacak şekilde inşa edilmeli, kullanılan yapı materyalleri ve üretim ekipmanları da hayvan ve insan sağlığına zarar vermemelidir. Barınaklar şekilleri ve boyutları bakımından hayvanların doğal davranışlarına cevap verebilecek nitelikte olmaları ile konvansiyonel hayvan yetiştiriciliğinde kullanılanlardan farklıdır. Örneğin, barınaklarda bütün türler için Çizelge 4.1’de verildiği gibi bir dış alan (gezinme alanı) ayrılmıştır. Çizelge 4.1. Hayvan türleri için önerilen barınak alanları
Barınak iç alanı
Barınak dış alanı Avrupa Birliği Yönetmeliği,1999 ; T.C. Yönetmeliği, 2002 * Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların gezinme alanı dışında meralara sahip olmasının hayvan sağlığı açısından önemli yararları vardır ve bu hayvanlar iklim koşulları imkan verdiği ölçüde bu alanları kullanabilmelidir. Büyükbaş hayvanların bağlı tutulmaları yasaktır. Ancak emniyet ve hayvan rahatlığı gibi nedenlerle gerekli görüldüğünde, kontrol veya sertifikasyon kuruluşu bu hayvanların düzenli olarak dışarı çıkarılarak dolaştırılmaları koşuluyla sınırlı bir süre için bağlanmalarına izin verilebilir. Barınaklardaki hayvan yoğunluğu hayvan türünün doğal davranışlarını engellememelidir. Hayvan sayısı bir uzman görüşü alınarak kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşunca belirlenir. Tavuklarda, kafeste yetiştiriciliğe izin verilmez ve bu hayvanların barınaklarında iç alan dışında gezinme ihtiyaçlarını karşılayan dış alan da vardır. Bunların barınak iç alanlarında tünek ve folluk ihtiyaçları da karşılanmaktadır. Etlik piliç barınaklarında 4800, yumurta tavuğu barınakların da ise 3000 adetten fazla hayvan barındırılmamalıdır . Barınaklarda ışığın yeterli olması çeşitli fiziksel yaralanmaları azaltması bakımından önemli görülmektedir. Hayvanların yeterli hareket alanlarının olması ise, bağışıklık sistemlerinin güçlü olmasını sağlamakta, tırnak ve ayak rahatsızlıklarına bağlı hastalıkları da azaltmaktadır. Konvansiyonel hayvancılıkta hayvanların yeterli hareket alanlarının olmaması, yani sıkışık barındırılmaları stres hormonlarının salgılanması arttırmaktadır. Bu da onların, bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına ve dolayısıyla daha kolay hastalanabilmelerine neden olmaktadır. Sıkışık barındırma, aynı zamanda solunum yolu hastalıklarının yayılmasını da hızlandırmaktadır. Hem bu nedenlerle, hem de etik açıdan ekolojik hayvancılıkta, barınakların hayvanların doğal davranışlarına cevap verebilecek şekil ve boyutlarda olması temel alınmıştır.
Ekolojik hayvan yetiştiriciliğinde, iyi bir barınak koşulları sağlandıktan sonra, önemli olan dikkatli bir bakımdır. Hayvan sağlığının korunması için, veteriner hekim önerileri ile dezenfeksiyon ve aşı gibi her türlü hijyenik tedbirlere müsaade edilir. Ancak yeterli hijyenik koşullar sağlandıktan sonra da, sağlık problemleri çıkarsa, hayvansal ürünlerde kalıntı bırakmayan bitkisel ilaçlar gibi alternatif ilaç kullanımına öncelik verilir. Acil durumlarda sentetik ilaç gerekirse, toksikoloji listesi dikkate alınarak kullanılır. Ancak, ürünün ekolojik olarak değerlendirilebilmesi için, kullanılan ilacın kalıntılarının vücuttan atılması ve bunun içinde son ilaç dozu alımından itibaren belli bir süre geçmesi beklenir. Bu süre, konvansiyonel üretim de yasa ile belirtilenin en az iki katıdır ve herhangi bir süre belirtilmemiş ise en az 48 saat olmalıdır. Aşı uygulamaları ve parazit tedavisi dışında, bir yıl içerisinde hayvanlara üçten fazla (veya üretken yaşam süreçlerinin bir yıldan az olması halinde birden fazla), sentetik ilaçların kullanılması halinde söz konusu hayvanlar veya bu hayvanlardan elde edilen ürünler, ekolojik ürün olarak satılamazlar. Bu hayvanlar, kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşunun izni ve komitenin uygun görmesi şartıyla yeniden geçiş sürecine alınırlar. Barınaklarda hijyenik tedbirler alınması yanında, hayvanların bakımıyla ilgili onları strese sokarak bağışıklık sistemlerini zayıflatacak davranışlardan da kaçınılmalıdır. Ekolojik hayvan yetiştiriciliğinde, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda kastrasyon, boynuz köreltme, kulak delme gibi hayvanın fiziki yapısına müdahaleler sadece kontrol kuruluşunun onayı ile yapılır. Bu müdahalelerde hayvanların acı çekmesi minimize edilmeli, gerekirse anestezik ilaçlardan yararlanılmalıdır. Bu hayvanlarda kuyruk kesme, tavuklarda ise gaga kesme uygulanmamalıdır. Hayvanların taşınması, hayvanlarda en az stresi oluşturacak ve en kısa zamanda gerçekleştirilecek şekilde yapılmalı ve nakil sırasında sakinleştirici kullanılmamalıdır. Ekolojik hayvanlar ile konvansiyonel hayvanların kesimi mümkünse ayrı kesimhanelerde, mümkün değilse aynı kesimhanede farklı zamanlarda yapılmalıdır. Ayrıca, hayvanlara kesim esnasında stres yaratmayacak şekilde davranmalı ve uygun kesim yöntemlerinden yararlanılmalıdır.
5. EKOLOJİK HAYVAN BESLEME
Hayvanlara tüm doğal
davranışlarını gösterebileceği barınak ve iyi bir bakım olanakları
verilse de, diğer bir ifadeyle hayvan refahı ile ilgili ekolojik
yetiştirme koşulları sağlansa da, ekolojik besleme olanakları
verilmedikçe sağlıklarının korunması ve onlardan sağlıklı ürünler
alınması mümkün değildir. Nitekim, konvansiyonel hayvansal üretimde en
önemli sağlık sorunlarının hayvan beslemede yapılan hatalardan
kaynaklandığı görülmektedir. Hayvan beslemede rasyonları (diyetleri)
oluşturan yemlerin kalitesi, miktarı ve veriliş şekilleri ile
kullanılan katkı maddeleri hayvan sağlığını önemli derecede
etkilemektedir.
Ekolojik bitkisel kaynaklı yemler genetik modifiye edilmiş olmadıkları, sentetik kimyasal gübre ve tarım ilacı kalıntıları içermedikleri için, hayvan ve insan sağlığını tehdit etmemektedirler. Ekolojik kaba yem kaynağı silajların hazırlanmasında sadece fermentasyona yardımcı katkı maddelerinden izin verilenler kullanılmalıdır. Ayrıca, yoğun yemlerden protein kaynağı küspeler de, üretimleri veya işlenmeleri aşamasında kimyasal solventler ile muamele edilmiş olmamalıdır . Ekolojik hayvan beslemede, hayvansal kaynaklı yem olarak, ekolojik veya konvansiyonel üretilen süt ve süt ürünleri ile balık, diğer deniz hayvanları, bunların ürünleri ve yan ürünleri kullanılabilir. Fakat, kesimhane yan ürünleri ve kadavra unlarının kullanımı yasaktır. Nitekim, konvansiyonel hayvan beslemede bu tür bir yem kullanımı nedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen BSE hastalığı, halen hayvan ve insan sağlığını tehdit eden önemli bir problem olmaya devam etmektedir Yemlerinin tümünü ekolojik üretimden sağlayamayan üreticilere, özel zaman sınırlamaları ve şartlarında Çizelge 5.1'de verildiği gibi belli bir miktar konvansiyonel yem kullanmalarına da müsaade edilmektedir. Çizelge 5.1. Hayvan türleri için günlük izin verilen toplam konvansiyonel yem kurumaddesi (KM) tüketimi,
1 a) Avrupa Birliği Yönetmeliği, 1999; b) IFOAM, 2002; c) T.C. Yönetmeliği, 2002 Ekolojik yem üretiminin yetersiz kaldığı özellikle ekstrem hava koşulları gibi durumlarda, hayvanlarının günlük rasyonlarında, önerilen sınırlamalardan istisna olarak, ülkelerin ilgili makamları belirli bir bölgede, kısa bir süre için daha yüksek oranda konvansiyonel yem kullanımına izin verebilir. T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yönetmeliği 2002’ye göre de, bu oranIN % 40’a kadar artırılabileceği şeklinde bildirilmektedir. Sadece mer’aların yetersiz olduğu durumlarda ise, toplam günlük rasyon KM’sinde izin verilen konvansiyonel yem tüketimi en fazla % 25’dir. Ayrıca ilgili makamlar, günlük rasyonlarda geçiş sürecinde olan yemlerin % 30 oranına kadar, hem geçiş sürecinde, hem de aynı işletmeden gelen yemlerin ise % 60 oranına kadar kullanımına müsaade edebilir. Hayvan türlerine göre verilecek kaba ve yoğun yem miktarları da hayvan sağlığını etkilediğinden, ekolojik hayvan besleme de, ruminantlarda kaba yemlerin öncelikle ve önemli miktarlarda, örneğin, rasyon kurumaddesinde yaklaşık % 60 oranında (yüksek verimli süt hayvanlarının beslenmesinde laktasyonun başlangıcından itibaren 3 aylık bir sürede % 50’ye azaltılabilir), tahılların ise, üretimin yoğun olduğu dönemlerde takviye olarak kullanılması önerilmektedir . Çünkü, bu tür bir besleme ruminantların sindirim fizyolojileri ile de uyumludur. Bilindiği gibi, bu hayvanlar, yüksek miktarda selüloz içeren yemlerden önemli derecede yararlanabilirler. Kaba yem ağırlıklı bir besleme, konvansiyonel hayvan beslemede tahılların hızlı ve çok tüketilmesi ile ilgili sıkça görülen bir rahatsızlık olan asidozis’i de önlemesi açısından önemlidir (12). Kanatlı kümes hayvanlarının rasyonlarını oluşturan karma yemlerine tahıllar, özellikle besi aşamasında % 65 oranında girmelidir. Bu hayvanların günlük besin madde ihtiyaçlarının karşılanmasında taze ot, silaj veya kuruot gibi kaba yemler de kullanılabilir . Hayvanlara verilecek yemlerin veriliş şekilleri de hayvan sağlığını etkilemektedir. Hayvanların yemleme sürelerinin kısa olması ve yemlerin sıra dizininde verilmesi, güçlü hayvanların önce tüketmek istemesi nedeniyle güçsüz olanlarla dövüşmesine ve her iki hayvanda da gereksiz strese, yaralanmalara sebep olmaktadır. Bu nedenle de, ekolojik hayvan beslemede büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda da, tavuklarda olduğu gibi yemlerini ne zaman isterlerse tüketebilecekleri bir ortam sağlanması gerekmektedir. Hayvanlara verilecek yemlerin kalitesi, miktarı ve veriliş şekilleri yanında, kullanılan katkı maddeleri de hayvan sağlığını önemli derecede etkiler. Ekolojik hayvan beslemede rasyonlarda, yem katkı maddesi olarak çeşitli makro ve mikro elementler ile doğal kaynaklı vitaminler kullanılabilir. Probiyotik (mikroorganizma), enzim, organik asitler, tahıl kırıntıları, melas ve tuzun kullanılmalarına da izin verilmektedir. Ancak, konvansiyonel hayvansal üretimde önemli sağlık problemleri oluşturan antibiyotiklerin, hastalıkların tedavisi dışında gelişmeyi ve yemden yararlanmayı uyarıcı olarak kullanılmaları ile hormonların gelişmeyi uyarıcı olarak kullanılmaları yasaklanmıştır. Koksidiyostatiklerin kullanılması yasaktır. Ekolojik hayvan beslemede, yem katkı maddesi olarak genetik modifiye edilmiş ürünlerin kullanılmalarına da izin verilmemektedir. Ekolojik hayvan beslemede izin verilen yem katkı maddelerinin tamamı Avrupa Birliği ve T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yönetmelik’lerinde listeler halinde bildirilmektedir. 6. SONUÇ ve ÖNERİLER Ekolojik hayvancılık, ekolojik denge yanında hayvan refahının (welfare) etik açıdan da dikkate alındığı ve ürün miktarından çok ürün kalitesinde sağlık kriterlerinin öncelikli olduğu bir üretim şeklidir. Bu üretim şeklinde, hayvanlara ekolojik yetiştirme ve besleme olanakları verilmelidir. Hayvan refahı, ekolojik hayvan yetiştirmede iyi bir barınak ve dikkatli bakım koşulları ile, ekolojik hayvan beslemede de, rasyonları oluşturan yemlerin kalitesi, miktarı, veriliş şekillerinin düzenlenmesi ve izin verilen katkı maddelerinin kullanılmasıyla sağlanmalıdır. Ekolojik hayvan beslemede, ekolojik bitkisel kaynaklı yemlere olan ihtiyacın fazlalığı özellikle ekolojik büyükbaş ve küçükbaş hayvansal üretim işletmelerinde, ekolojik bitkisel üretimin de yer almasının önemli olduğunu göstermektedir. Çünkü, bu şekilde sağlıklı hayvansal ürünler elde edilirken, işletmedeki bitkisel üretim birimine yem bitkisi münavebesi getirilmesi, gübre temin edilmesi, hem toprağın strüktür ve içeriğini iyileştirecek, hem de işletmeden elde edilecek ekolojik hayvansal ve bitkisel ürünlerin maliyetini düşürecektir. Nitekim, son günlerde sağlıklı hayvansal ürünlerin elde edilmesi için önerilen ekolojik hayvan çiftliklerinde de, bu iki üretim sistemi birlikte yer almaktadır. kaynak :HEKİMHAN KAYMAKAMLIĞI Bu güzel çalışmalardan dolayı sayın İlçe Tarım Müdürü ve personeline teşekkür eder, saygılar sunarız.
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||